SINIRLARIMIZ

İnsanlarla ya da diğer canlılarla olan ilişkilerimizde var olan tüm sınırlarımız da, tıpkı bu yazı için seçtiğim bu fotoğraf karesinde olduğu gibi, denizin ve kumsalın birbirinden ayrıldığı sınır çizgisi kadar net olsaydı daha kolay olur muydu işimiz?
Belki, ‘Kesinlikle çok daha kolay olurdu’ diye düşünüyoruz. En azından ben kendi içimde öyle düşünüyordum. Yaşamın içinde her şey net, kesin ve değişmez olsa hayat daha az yorucu olurdu diye hissettiğim çok fazla an oldu. Fakat daha sonra tam da bu noktada bir şeyi gözden kaçırdığımı fark ettim.
Bir fotoğraf karesi; donmuş, dondurulmuş, geçmiş, ölü bir ‘an’ı gösterir.
Oysa yaşam, canlılık demektir.
Oysa yaşam, devinim demektir.
Denizin kumsal ile olan dansında, her gelen dalga ile o sınır yeniden çizilir.
Her dalgada o sınır değişir.
Biz de doğadan örnek alalım ve hayattaki sınırlarımız konusunda ‘ölü’ olmayalım.
Şartlara ve koşullara göre sınırlarımızı daraltmayı ya da genişletmeyi bilelim.
Bu sayede hayatla olan dansımız çok daha ahenkli bir şekilde akacaktır.
Gökçe YILMAZ
Comments