top of page

YAŞAMAYA DOĞRU BİR YOL: NÖROPLASTİSİTE

Yazarın fotoğrafı: SELİN BİNAYSELİN BİNAY

Çaylarımızı kahvelerimizi içtik, geçen ayki soruları bir güzel düşündük mü Canım Okur?

Hayatta mı kalmışız, hayatı mı yaşamışız sence?

Beynimizle bir parça daha hemhal olabildiysek gel işleri biraz daha ilerletelim seninle.

Bu ay hayatımıza nöroplastisite kavramını dahil edelim.

Bu kavram en temel anlamıyla şu demek; beynimizin otomatik düşüncelerimizle, inançlarımızla, bilinçaltımıza yerleşmiş deneyimlerimizle duygularımız ve davranışlarımız üzerindeki hükmünü yeniden yapılandırarak istediğimiz yönde şekillendirmek.


Geçen ayki yazımda ilkel beynimizin verdiği tepkileri biraz tanımamızı istedim. Çünkü nerelerde otomatik tepkiler geliştirdiğimizi, bilincimizin daha kontrolsüz kaldığını bize gösteriyor.

Yani beynimizin kısa yol haritasını anlamak için bize ayna tutuyor.

Ancak daha mutlu, daha bilinçli ve özfarkındalıklı bir yaşam için, yani hayatta kalmanın ötesine geçerek hayatı yaşayabilmek adına, nöroplastisite ihtiyacındaki alanları okuyoruz.


Peki bunu nasıl yapacağız?


Elbette bunun için en güzel yol güvendiğimiz bir uzman eşliğinde ilerlemek. Ancak kendi kendimize geliştirdiğimiz alışkanlıklarla da kendimize yardımcı olabileceğimiz birçok yönü olduğunu düşünüyorum. Hiçbir çaba boşa değil, kendimiz için verdiğimiz her emeğin yine kendimizde şahane karşılıkları var!


Geçen ayki farkındalıklarımızı cebe attık, nerelerde SAVAŞ, KAÇ ya da DON tepkileri verdiğimizi bulduk. Şimdi sıra ne kadar zor gelirse gelsin artık o tepkileri verdiğimiz yerler tekrarlandığında yapacaklarımızda. Böyle böyle beynimizi yeniden inşa edeceğiz.


Bunun için en temel ve sevdiğim yöntem bu tepkileri hissedip yaşarken farkında olabildiğim zamanlarda nefes tekniklerini uygulamak. 4 saniyede nefes alıp, 7 saniye tutup, 8 saniyede geri vermek ve bunu sakinleşene kadar yapmak beynimize yeniden güvende olduğunu hatırlatan bir uyarıcı ve rahatlatıcı niteliğinde.


Bir diğer yöntem ve kritik ipucu kendimize bu sürecin tamamında şefkatle yaklaşmamız, yani özşefkat. Bu alışkanlıkların hiçbiri bir gecede kazanılmadığı gibi bir gecede de kaybedilmeyecek, bunun bilincinde kendimize zaman tanımak çok önemli. Her zaman fark edemeyebiliriz. Her zaman yaşandığı anda aksiyon alamayabiliriz. Bir seferinde üzerinde çalışıp güzel ve farkındalıklı olabildiğimiz bir konu başka bir seferinde yeniden kısayoluna gidebilir. Yorgun, düşük enerjili veya yoğun olduğumuzda, bilinç kalkanımızı ve farkındalık zırhımızı kuşanamayıp kendimize yeniden yenilmiş gibi hissedebiliriz. Ve bu süreçlerin hepsi çok normal.


Yıkmaya çalıştığımız yollar en iyi teknolojilerle senelerce yatırım yapılarak döşenmiş bir otoban gibi, biz ise nöroplastisite sürecinde balta girmemiş ormanlarda yeni yollar açmaya çalışıyoruz. Elbette o otları kesip biçmek, önce zar zor patikalar açmak, oralara yol taşı, asfalt döşemek zaman alacak. Arabamız hep bildiği, senelerce kolayca akarak gittiği otobanından gitmek isteyecek ve bu süreçte onu yeni izbe yola sokmaya iknanın içsel çatışmasını yaşayacağız. Ancak, sonuç bütün bu çabaya değecek.


Şimdi yine fincanını al eline. Camı aç, temiz havayı kokla. Ve düşünmeye başla yargısızca, sevgiyle, dürüstçe:

  • SAVAŞmasaydım ne yapardım?

  • KAÇmasaydım ne yapardım?

  • DONmasaydım ne yapardım?

  • Kendime daha mutlu bir hayat sunmak için bugün neyi farklı yapmayı deneyebilirim?

  • Başaramayacağımı da düşünsem, kendime ve inançlarıma rağmen yeni ne deneyebilirim?


Sen bunları düşün bir Canım Okur, bu süreçlerde kendimize söylediğimiz yalanları önümüzdeki ay konuşalım.


AŞKla,


Selin Binay

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating

Mart

1/2

Varoluş Dergisi, 2013 senesinden bu yana internet üzerinden okuyucuları ile buluşmakta.

  • Instagram
  • Facebook

Tüm yayın hakları saklıdır © 2035 Varoluş Dergisi

bottom of page